Hanga Roa'dan Rano Raraku'ya giden yolda "Mavi Fırtına" ile yalnız ikimiz varız ("Tornado Azul" =Mavi Honda XR 200üm, ismini anahtarlığından öğrendim). Adanın güneyinde sonsuz bir ruzgar aklısıra bize engel olmaya çalışıyor; kayalarda patlayan dalgaların sprey bulutu defalarca yüzümüzü yalıyor. Güneşin son demlerindeyiz; sapsarı, yemyeşil ve masmavinin ortasında biz simsiyah asfaltta sonsuz hızla "uçuyoruz", bu gitmek değil çünkü...Adanın en "gizemli" noktası Rano Raraku tepesine doğru yol alıyoruz; hani dev Moai'lerin yapıldığı madene...En son ne zaman bu kadar bagirarak şarkı söylemiştim, ya da "kendikendime" bu kadar mutlu olmayı becerebilmiştim??? Bu RapaNui ruhumda derin izler bırakmaya devam ediyor. Bu arada Mavi Fırtına toprak yolda da hız kesmedi; "sakin ol oğlum!!!"


















Oaxaca Zocalo'da(Meydan) meydana bakan masalardan birinde aksam yemegi...Hava hafif hafif kararirken gelen muhtesem bir meyve kokteyli...Daha tadina varamadan meydanin karsisindan yukselen muzik sesleri...Saksafon, gitar, trompet, maracas birbirine karisiyor...Kalabalik toplandi...Yasli amcalar kenarlara oturmus en az kendileri kadar yasli bayanlari dansa kaldiriyor...Yazdan kalma Oaxaca aksaminda en az 30 cift; kararan gokyuzunun altinda, 500 yillik kilisenin kabartmalarla suslu kule duvarina karsi meydanda suzuluyor. Sanki hepsi salon danscisi...Muhtesem bir muzik; gozlerde hala eski gunlerin heyecani, birbirine sarilan eller...Cok guzel bir gece...OAXACA'da son gece...