25 Nisan 2006 ANZAC gunu gecesi "düşman" saflarinda tek basimayim. Christchurch Senfoni Orkestrasini izlemeye gelen guleryuzlu, beyaz sacli, kirmizi yanakli tonton ihtiyarların yas ortalamasi 80... Bu gece "Gallipoli" yi dinleyecek ve 1915 yilinda yuzbinlerce genc hayatin, hayalin ve hepsi birbirinden farkli yüzbinlerce "hikayenin" bir kac ay icinde yok olmasini anacagiz. En ön siradayim, arkamdaki tontonlara dönüp salonun tepesine astiklari dev "gelincik" cicegini gosteriyor: "biliyor musunuz ben Turkum, bu cicekler de Gelibolu'nun cicekleri"
diyorum...Tabii ki biliyorlar; ANZAC koyunda ölen askerlerin orada gördüğü kıpkırmızı gelincik cicegini, her ANZAC Günü yakalarina takiyor Kiwiler, hatirlamak icin...
Program "God save the Queen" ile basliyor; sonra ben M. Kemal'in "Taarruzu degil, ölmeyi emretmesi"ni dinlerken huzunle karisik bir gurur duyuyorum...
Sonra Yeni Zelanda "Dag Basini Duman Almis"i, Battle Hymn of Republic (=Glory Glory Halleluuuujah!) ve Yeni Zelanda seferberlik türküleri bütün salon hep bir agizdan soyleniyor...2. Dunya savasi veteranlari da aniliyor, bu sefer "Lili Marleen"e ben de eslik ediyorum; yanimdaki yasli cift oyle coskulu ve icli soyledi ki birkac dakika icin o yillara geri döndüler sanki...









































